MANDALA FELSEFESİ

Budizm’den Hinduizm’e, Yerli Amerika’dan batı psikolojisine kadar aslında her yerde karşımıza çıkan bir felsefedir. Sanskritçe bir sözcük olan mandala, kelime “daire” anlamına gelse de, bağlam olarak bakıldığında daha büyük benlik, evren ve bütünlük kavramlarını da bünyesinde barındırdığı görülmektedir.
Çeşitli geleneklere bakıldığında ise mandala felsefesinin, kutsal bir alan yaratmak için yapılan bir meditasyon biçimi olduğunu da görüyoruz. Mandala sembolünün kökenine bakmak için, farklı inanç ve felsefelerdeki yansımalarına bir göz atalım;

Hinduzim ve Mandala
Mandala, Hinduizm’de çeşitli renk ve sembollerden oluşur ve temelde kozmik gerçeklere giden yolları temsil eder. Meditasyonda bir mandalanın merkez noktası; kişinin iç dünya (benlik) ile dış dünya (evren) arasındaki bağlantıya tanık olabileceği bağımsız bir gerçeklik olarak kabul edilmektedir.

Budizm ve Mandala
Mandala, Budizm’de zengin manevi anlamlara sahiptir. Bazı tanrıları ve sembolleri tasvir ederek, birinin izlemesi gereken yolları ve öğretileri gösterir. Tibetli Budist rahiplerin renkli kumdan girift mandalalar yarattıkları, tek bir mandala üzerinde günlerce çalıştıkları ve tamamlandığında onu yok ettikleri bilinmektedir. Bu da aslında, varoluşun geçici doğasının geçiciliğini ve farkındalığını temsil etmektedir.

Batı Psikolojisi ve Mandala
20.yüzyılın önemli psikologlarından biri olan Carl Jung, zihnin iç işleyişini yansıtan mandalalar yaratmasıyla ve müşterilerini de aynısını yapmaya teşvik etmesiyle ünlüydü. Jung, mandalayı “varoluşun temel doğasını temsil eden birleşik bir şemada ayırt edici unsurların bir sentezi” olarak tanımlamıştır.
Budizm ve Hinduizm gibi felsefelerin dışında, mandalanın sembol olarak özellikle mimaride öne çıktığını görüyoruz. Tarihte, kubbeli Bizans tapınaklarından camilere kadar, dünyanın “manevi” mimarisinin çoğu, küçük bir merkez veya başlangıç ​​noktası etrafında inşa edilmiş büyük yapılar kavramını yansıtmaktadır.

Mandala (मण्डल)

Hindistan kökenli dinlerde metafizik veya sembolik bakımdan meta veya mikro kozmosu gösteren şekillere verilen ad olan mandala, şekilleri belli bir düzene göre boyamaktır.
Genellikle daire veya kare şeklinde olan ve her şeyin mistik merkezini sembolize eden mandalalar meditasyon nesnesi olarak kullanılabilmektedir.
Hinduizm’de Siva ve Sakti’nin kozmik dansını, Budizm’de Buda Diyarını veya Buda’nın vizyonunu simgeleyen mandalalar bulunmaktadır.
Budizm’de Mandalalar onu temaşa eden için evrendeki kutsallığın içkinliğini ve aynı kutsallığın kendisindeki potansiyel durumunu hatırlatan önemli işaretlerdir.
Budist bağlamda mandalanın amacı insanın acısına onu aydınlanmaya ulaştırarak son vermek ve hakikate ilişkin doğru görüşe ulaştırmaktır.

Öz & Daire

Daire insan hayatında en ilksel bir biçim olarak var olmuştur. İnsan türü dünya üzerindeki var oluşunun erken döneminde gökyüzüne baktığında karşılaştığı ilk form daireseldir. Bu yüzden dairenin insan için bilinçdışında arketipsel bir form olduğu söylenebilir. Dairesel örüntüler ise bir merkez etrafında aynı biçimin tekrar etmesiyle oluşturulur ve tarih boyunca çeşitli kültürlerde karşımıza çıkar. Bu örüntüler çoğu inanç sisteminde insanoğlunun dünyanın anlamsızlığına ve korkutuculuğuna karşı güvenebileceği tek nokta olan Tanrı’yı sembolize ederler. Bu özelliğinden dolayı dairesel örüntüler birçok çağdaş sanatçı tarafından çeşitli duygusal ve bilişsel durumları aktarmak için eserlerinde kullanılmaktadır.

Bir çalışmada dairesel örüntülerin kullanılması  çeşitli inanç sistemlerinde merkez sembolizminin varlığı ortaya koymaktadır.

Mandala çalışmalarını, mistik ve geometrik olmak üzere iki ayrı başlık altında incelemek mümkündür. Mistik mandala yapımında sembolik olarak metafizik ve manevi yönü güçlü formlar kullanılır. Bu formlar kültürel kodlar ve inanışlar üzerinden şekillenir. Geometrik mandala da ise kültürel kodlardan ziyade çeşitli geometrik formlar kullanılır. Mistik mandala daha çok resim görüntüsündeyken, geometrik olan desen formundadır. Her iki çeşidinde de esas amaç ruhsal dinginliğe ulaşmaktadır.

MANDALA YAPARKEN…

Mandala bir çeşit meditasyon, bir yolculuk, bir şifalanma tekniğidir. Günlük yaşam koşuşturmacasında genellikle sağ beyin atıl durumda kalır, mandala çizen birisinde ise bu durum dengeleniyor. Kişi kendiyle baş başa kalıyor ve sonra kendini affedip, uzlaşıyor. Mandala çizerken o anki duygularımızı dışarıya yansıtır, kendimizi ifade ederiz. Kendini ifaden kişi ise kendiyle olan ilişkisini güçlendirmiş olur.
Sakin bir zihine sahip olmamızı sağlar. İçimizde ki karmaşayı dindirmeye yardımcı olur. Mandalayı farketmek; içimize dönebilmemiz için bir yol açmanın yanısıra hayat amacımızı bile değiştirebilme gücünü bize sunmaktadır

Dünyanın En Eski Meditasyon Araçlarından Biri

Mandala, tek bir merkez etrafında toplanan diyagramlardan oluştuğu için düşünsel bir ritüel olarak kabul edilir. Bu nedenle yüz yıllar boyunca meditasyon nesnesi olarak kullanılmıştır. Özellikle Tibetli rahipler mandalayı spiritüel gelişimlerinin bir parçası olarak görürler. Onlar için mandala, beynin farklı bilinç düzeylerini teker teker geçerek içe doğru yapılan bir yolculuktur. Bu meditasyon geleneği günümüzde hala Tibetli rahipler tarafından devam ettiriliyor. Kum ve taş gibi çeşitli materyallerden yapılan mandalalar, merkezdeki en küçük dairenin etrafına çeşitli desen ve çizimler eklenerek büyütülüyor. Bu devasa meditasyon araçlarının yapımı günler hatta haftalar boyunca sürebiliyor. Yapımı tamamlandığında ise rahipler bu dairenin etrafında şarkı söylüyor. Daha sonra ise mandala deseni bozularak, kumları bir kavanozun içine dolduruluyor. Rahipler böylece düşünsel ritüellerini yerine getirerek hakikate ilişkin aydınlanmaya ulaşıyor.

Popüler Mandala Sembolleri ve Anlamları
Mandala sembolleri
Farklı felsefelerin mandalaları birbirlerinden biraz farklı tasarım ve desenlere sahiptir. Ancak, bazı benzerlikler hepsinde görülmektedir. Bu bölümde, dünya genelinde popüler Mandala sembolleri ve anlamlarından bahsettik:
Merkezi daire / nokta
Mandalanın çevresi; hayatın sürekli değişen, başı ve sonu olmayan doğasını temsil eden bir dış çember ile tasarlanmıştır.
Dış çember
Mandala sembolünün çevresi; hayatın sürekli değişen, başı ve sonu olmayan doğasını temsil eden bir dış çember ile tasarlanmıştır.
Dharma çarkı
Sekiz kollu çark olarak da bilinen Dharma çarkı, Budizmde mandala için popüler bir semboldür. Sembol olarak, Budha’nın yeniden doğuş ve özgürleşme döngüsüne hitap eden sekiz katlı yolunu temsil etmektedir.
Üçgenler
Mandala sembollerinde, hem aşağı hem yukarı üçgenler göze çarpar. Yukarı bakan üçgenler enerjiyi, aşağı bakan üçgenler ise bilgeliği temsil etmektedir.
Lotus çiçeği
Budizm ve Hindu mandalalarında lotus çiçeği sembolü de göze çarpar. Bu sembol de dengenin, ruhsal dönüşümün ve aydınlanmanın sembolüdür.
Çanlar
Mandala sembolünün çan sembolünü içerdiği de görülmektedir. Bu çanların altları açıktır maneviyat ve aydınlanma ile doldurulmaya hazırlanan zihnin boşluğunu temsil eder.

Mandalanın Günlük Hayattaki Yeri

Mandala insanlık tarihi kadar eski olan bir çizim tekniğidir. Bu çizim tekniği dünyayı ve varoluşu farklı desenlerle anlatıyor. Bu nedenle günlük hayatımızda aslında mandalayla sıkça karşılaşıyoruz. Türk kültüründe; tezhip ve çini sanatında, cami kubbelerinde, dantel motiflerinde ve giyimde sıkça kullanıldığı görülüyor.

Mandala özellikle son yıllarda bir terapi yöntemi olarak popülerliğini artırmaya başladı. Yapılan bilimsel çalışmalar, kullanılan geometrik formların diğer çizim türlerine göre zihni daha fazla rahatlattığını gösteriyor. Mandalayı renklendirme gibi basit görünen bir eylemin dahi stres seviyesini çarpıcı bir şekilde azalttığı biliniyor. Birçok klinik çalışma, bu sanatın bağışıklık sistemini güçlendirme, depresyonu ve vücut ağrılarını hafifletme, kan basıncını düşürme ve sağlıklı uykuyu teşvik etme amacıyla kullanılabileceğini göstermiştir.